Geri Bildirim Vermek ve Almak: Kırmadan, Yıkılmadan
Geri bildirimi eleştiriden ayıran nedir, ne zaman söylenmeli ve gelen yorumların hangisi ciddiye alınmalı? Uygulanabilir bir çerçeve.
Selin Ertem 4 dk
Geri bildirim, çoğu insanın kâğıt üzerinde değerli bulduğu ama uygulamada zorlandığı bir alandır. Vermek istediğimizde kırmaktan korkarız, aldığımızda savunmaya geçeriz. Sonuçta ya hiç konuşulmaz ya da yanlış zamanda, yanlış biçimde söylenir ve ilişki zarar görür.
Oysa geri bildirim, doğru kurulduğunda ilerlemenin en hızlı yollarından biridir. Kendi çabamızın dışarıdan nasıl göründüğünü tek başımıza göremeyiz. Bu yazıda hem vermenin hem almanın pratik kurallarını, uygulanabilir bir çerçeveyle ele alıyoruz.
Geri bildirim ile eleştiri arasındaki fark
İkisi sık sık karıştırılır ama amaçları farklıdır. Eleştiri çoğunlukla geçmişe bakar ve bir yargı bildirir. Geri bildirim ise geleceğe bakar; bir sonraki denemede neyin farklı yapılabileceğini gösterir.
Bu ayrım, cümlenin kuruluşunda kendini belli eder. Kişiyi tanımlayan ifadeler yargıdır ve savunma tepkisi doğurur. Davranışı ve sonucu tarif eden ifadeler ise bilgi taşır ve üzerinde konuşulabilir.
Bir başka fark da niyettir. Eleştiride amaç çoğu zaman rahatsızlığı dile getirmektir. Geri bildirimde amaç, karşı tarafın işini kolaylaştırmaktır. Niyet değiştiğinde ton da kendiliğinden değişir.
Vermeden önce cevaplanması gereken sorular
Her fark edilen aksaklık dile getirilmek zorunda değildir. Konuşmadan önce üç soruyu kendinize sormak, gereksiz sürtüşmeyi baştan önler.
Birincisi: Bu konu tekrarlanan bir örüntü mü, yoksa tek seferlik bir durum mu? Tek seferlik olaylar çoğu zaman kendiliğinden düzelir. İkincisi: Karşı taraf bu konuda gerçekten bir şey değiştirebilir mi? Kontrolü dışındaki bir konuda verilen geri bildirim yalnızca moral bozar.
Üçüncüsü: Zamanlama uygun mu? Yorgun, gergin ya da kalabalık bir ortamda söylenen doğru bir söz bile yanlış yere düşer. Uygun anı beklemek erteleme değil, mesajın işe yaramasını sağlamaktır.
İşe yarayan bir geri bildirim nasıl kurulur?
Etkili bir geri bildirimin üç parçası vardır: somut durum, gözlenen davranış ve ortaya çıkan sonuç. Durumu tarif etmek konuyu netleştirir. Davranışı tarif etmek kişiselleştirmeyi önler. Sonucu tarif etmek ise neden önemli olduğunu gösterir.
Genellemelerden kaçınmak kritiktir. Her zaman ve hiçbir zaman gibi ifadeler, doğru olsalar bile karşı tarafı örnek aramaya iter ve konu asıl meseleden uzaklaşır. Tek ve net bir örnek, on genellemeden daha güçlüdür.
Son olarak beklentiyi açık söylemek gerekir. Sorunu tarif edip çözüm önerisini karşı tarafın tahmin etmesini beklemek, en sık yapılan hatalardan biridir. Ne olmasını istediğinizi açıkça belirtmek, konuşmayı bir sonuca bağlar.
Geri bildirim almayı öğrenmek
Almak, vermekten daha zordur. İlk tepki genellikle savunmadır ve bu tepki tamamen doğaldır. Önemli olan, o ilk dalganın konuşmayı bitirmesine izin vermemektir.
Pratik bir yöntem, hemen cevap vermemektir. Karşı tarafın cümlesini bölmeden dinlemek, sonra anladığınızı kendi kelimelerinizle özetlemek işe yarar. Bu özet hem yanlış anlaşılmaları düzeltir hem de size düşünmek için birkaç saniye kazandırır.
İkinci adım, örnek istemektir. Muğlak bir geri bildirim üzerine kafa yormak yerine somut bir örnek talep etmek, konuyu kullanılabilir hale getirir. Bu talep savunma değil, netleştirme çabasıdır.
Gelen bilgiyi ayıklamak
Her geri bildirim aynı ağırlıkta değildir. Bazıları işin kendisine dair değerli bilgi taşır, bazıları karşı tarafın kişisel tercihini yansıtır, bazıları ise o günkü ruh halinden ibarettir.
Ayıklamanın basit bir ölçütü tekrardır. Aynı konu farklı kişilerden, farklı ortamlarda tekrar tekrar geliyorsa ciddiye alınmalıdır. Tek bir kaynaktan gelen ve başka hiçbir yerde karşılığı olmayan bir yorum ise daha temkinli değerlendirilebilir.
Bir diğer ölçüt, geri bildirimin somutluğudur. Neyin nasıl değişmesi gerektiğini gösterebilen bir yorum kullanışlıdır. Yalnızca hoşnutsuzluk bildiren, ama hiçbir yön göstermeyen bir yorumdan alınabilecek fazla bir şey yoktur.
Geri bildirimi alışkanlığa dönüştürmek
Geri bildirim yalnızca bir şeyler ters gittiğinde gündeme geliyorsa, kaçınılmaz olarak kötü bir çağrışım kazanır. Düzenli ve küçük dozlarda konuşulduğunda ise sıradanlaşır ve tehdit hissi kaybolur.
Bunu kolaylaştırmanın bir yolu, iyi giden şeyleri de dile getirmektir. Neyin işe yaradığını söylemek, yalnızca moral vermez; hangi davranışın tekrarlanması gerektiğini de gösterir. Çoğu kişi neyi doğru yaptığını yanlış yaptığından daha az bilir.
Son olarak, geri bildirim istemeyi öğrenmek gerekir. Beklemek yerine belirli ve dar bir soru sormak, çok daha kullanışlı cevaplar getirir. Genel bir değerlendirme talebi genellikle nezaket cümleleriyle karşılanırken dar bir soru gerçek bir yanıt alır.
Geri bildirim, ne verirken kırıcı olmak ne de alırken yıkılmak zorunda olan bir konu. Somut örneğe dayanan, davranışa odaklanan ve ne beklendiğini açıkça söyleyen bir yaklaşım, konuşmayı gerilimden çıkarıp işe yarar hale getiriyor. Alırken de aynı sadelik geçerli: dinle, netleştir, tekrarlayan örüntüye bak ve gerisini bir kenara bırak.