Merak Düzeyi Testi: Ne Kadar Soru Soruyorsunuz?
Merak, hayat boyu ne kadar öğreneceğinizi belirleyen sessiz özellik. On soruluk bu gözlem kendi merak profilinizi gösteriyor.
Selin Ertem 4 dk
Merak, kişiliğin en az konuşulan ama en belirleyici özelliklerinden biri. Zekâ kadar öne çıkmaz, disiplin kadar övülmez; ama bir insanın hayat boyu ne kadar öğreneceğini büyük ölçüde belirler. Çünkü öğrenmenin başladığı yer bir ders değil, bir soru işaretidir.
Merak seviyesi kişiden kişiye değişir ve tek bir biçimi yoktur. Kimi insan bilgiyi genişletmeye meraklıdır, mümkün olduğunca çok konuya dokunmak ister. Kimi ise derinleşmeye meraklıdır, tek bir konunun dibine inmekten keyif alır. İkisi de meraktır, sadece yönleri farklıdır. Aşağıdaki sorular kendi merak profilinizi gözlemlemenize yardımcı olabilir.
On soruluk gözlem
1. Bilmediğiniz bir kelimeyle karşılaştığınızda anlamına bakar mısınız, yoksa bağlamdan tahmin edip geçer misiniz?
2. Bir konuşmada duyduğunuz ilginç bir bilgiyi daha sonra araştırdığınız olur mu?
3. Kullandığınız bir cihazın nasıl çalıştığını merak eder misiniz, yoksa çalışması size yeter mi?
4. Tanıştığınız birine sorular sorar mısınız, yoksa çoğunlukla siz mi anlatırsınız?
5. Hiç ilgilenmediğiniz bir alandaki bir yazıyı, sırf ilginç göründüğü için okuduğunuz oluyor mu?
6. Bir konuda fikrinizi değiştiren bir bilgiyle karşılaşmak sizi rahatsız mı eder, yoksa keyif mi verir?
7. Yeni bir yere gittiğinizde önceden araştırıp plan mı yaparsınız, yoksa gezerken keşfetmeyi mi tercih edersiniz?
8. "Neden böyle olmuş?" sorusu aklınıza sık gelir mi?
9. Bir işi öğrenirken sadece nasıl yapılacağını mı öğrenirsiniz, yoksa arkasındaki mantığı da anlamak ister misiniz?
10. Uzmanı olmadığınız bir konuda soru sormaktan çekinir misiniz?
Yanıtların anlattığı
Birinci, ikinci, beşinci ve sekizinci sorularda araştırma yönünde yanıt verdiyseniz merakınız kendiliğinden çalışıyor demektir. Bu tip merak, dış bir teşvike ihtiyaç duymaz; kişi zaten bir şeylerin peşine düşer. Bu grubun tek riski dağılmak: çok konuya dokunup hiçbirinde derinleşmemek.
Üçüncü ve dokuzuncu sorularda mekanizmayı anlamaya yönelen yanıtlar veriyorsanız merakınız yapısal tarafta güçlü. Bir şeyin nasıl olduğuyla değil neden öyle olduğuyla ilgilenmek, öğrenilen bilginin kalıcılığını ciddi biçimde artırır.
Dördüncü soru sosyal merakla ilgili. İnsanlara soru sormak, çoğu kişinin sandığından daha nadir bir davranış. Karşısındakini merak eden kişi, ilişkilerde de genellikle daha güçlü bağlar kurar.
Altıncı ve onuncu sorular ise merakın en zor kısmına dokunuyor: bilmediğini kabul edebilmek. Fikrini değiştiren bilgiden rahatsız olmak ya da soru sormaktan çekinmek, meraksızlıktan değil çoğunlukla haklı görünme ihtiyacından kaynaklanır. Bu ihtiyaç güçlendikçe merak zayıflar.
Merakı canlı tutmak
Merak zamanla azalabilen bir özellik. Yetişkinlikte rutinler yerleştikçe, her şeyin bilinen bir düzene oturması merakın işini kolaylaştırmaz. Bunu tersine çevirmenin birkaç somut yolu var.
İlki, hiç bilmediğiniz bir konuya ayda birkaç saat ayırmak. Amaç uzmanlaşmak değil, tanımadığınız bir alanın diline kulak aşinalığı kazanmak. İkincisi, "bunu zaten biliyorum" dediğiniz konularda kendinizi bir kere daha sınamak; çoğu zaman bildiğimizi sandığımız şeylerin yüzeysel bir tarifini taşıdığımız ortaya çıkar.
Üçüncüsü soru sormayı normalleştirmek. Bir toplantıda ya da sohbette anlamadığınız bir şeyi sormak, düşünüldüğü gibi bilgisizlik göstergesi değil; genellikle odadaki başka birkaç kişinin de aynı soruyu sorduğunu ortaya çıkarır.
Dördüncüsü kayıt tutmak. Gün içinde merak ettiğiniz şeyleri kısa bir listeye yazmak ve haftada bir bu listeye bakmak, merakı anlık bir dürtüden düzenli bir alışkanlığa dönüştürüyor.
Beşincisi, merakı bir amaca bağlamamak. Öğrenilen her şeyin işe yaraması gerekmiyor. Faydasız görünen bilgilerin peşine düşmek, çoğu zaman beklenmedik yerlerde işe yarayan bir zihin esnekliği kazandırıyor. Merakı sürekli verimlilik ölçüsüne vurmak, onu en hızlı söndüren şeylerden biri.
Altıncısı da ortamla ilgili. Merak, çevredeki insanlardan besleniyor. Farklı işler yapan, farklı şeyler okuyan insanlarla vakit geçirmek, kişinin kendi başına hiç açmayacağı konuları gündemine sokuyor. Aynı çevrede aynı konuların dönüp durduğu bir yaşamda merakın kendiliğinden canlı kalması zor.
Son olarak, merakla dikkat dağınıklığını karıştırmamak gerekiyor. Sürekli yeni bir başlığa atlamak merak gibi görünse de, hiçbir konuda yeterince durmamak öğrenmeyi engelliyor. Sağlıklı merak, hem yeni kapılar açan hem de zaman zaman bir odada oturup derinleşen bir denge kuruyor.
Merakın en güzel tarafı da bu: beslendikçe büyüyen az sayıdaki özellikten biri olması. Kullanıldıkça tükenmez, aksine yeni sorular doğurur.